Anayasa’nın 50. maddesi, “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.”

Son günlerde turizm sektöründe çalışan işçilerin haftalık izinlerinin iptal edilmesi, dahası altı günlük çalışma düzeninin fiilen on güne çıkarılması yönündeki uygulamalar ciddi bir hukuk ihlalidir. Bu tür keyfi dayatmalar yalnızca İş Kanunu’na değil, aynı zamanda doğrudan Anayasamızın 50. maddesine de aykırıdır. Üstelik bu ihlaller, turizmin yoğun sezonu bahanesiyle meşrulaştırılamaz.
Anayasa’nın 50. maddesi, “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” diyerek, haftalık izin hakkının yalnızca bir sosyal hak değil, aynı zamanda anayasal bir güvence olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu hüküm, yalnızca bir temenni değil, devletin ve işverenlerin uymakla yükümlü olduğu bağlayıcı bir ilkedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesi, işçilere her 7 günlük zaman dilimi içinde, kesintisiz en az 24 saatlik bir hafta tatili hakkı tanımıştır. Bu hak, çalışılmayan gün olarak değil, çalışıldıktan sonra kazanılan ve ücrete tabi olan bir dinlenme günüdür. Yani işçi hem çalıştığı haftanın karşılığı olarak ücretini alır hem de o hafta için bir tam gün dinlenme hakkı kazanır. Bu hakkın işverence keyfi biçimde kaldırılması, işçinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne doğrudan bir tehdittir.
Turizm sektörünün yoğunluğu, işverenin kârlılık kaygısı veya sezonsal hareketlilik gibi gerekçeler, temel işçi haklarının askıya alınmasını meşru kılamaz. Zira İş Kanunu’nun hiçbir yerinde “yoğun sezon” bahanesiyle işçiye dinlenme verilmemesi gibi bir istisna düzenlenmemiştir. Aksine, aşırı ve aralıksız çalışma, zorunlu fazla mesaiyeve iş sağlığı ve güvenliğine aykırı koşullara yol açar ki, bu da işveren açısından hemidari para cezalarını hem de tazminat sorumluluğunu doğurur.
İşçinin haftalık iznini iptal etmek; onu yasal dayanaktan yoksun biçimde çalıştırmak, hukuken angaryaya zorlamaktır. Anayasa’nın 18. maddesi angarya yasağını düzenler ve bu tür keyfî uygulamaların önünü keser.
Turizm emekçileri bu ülkede “geçici” iş gücü değil, emeğiyle bu sektörün taşıyıcı kolonlarıdır. Onları dinlenme haklarından mahrum bırakmak, sadece hukuk devleti ilkesini değil, aynı zamanda insan onurunu da ihlal etmektir.
Unutulmamalıdır ki bir ülkenin turizmi, ancak çalışanlarının haklarına saygı duyulduğu sürece sürdürülebilir ve onurludur.
İşçilerin örgütlenme, sesini duyurma ve hakkını arama mücadelesi, sadece kendi çalışma koşullarını değil, aynı zamanda bu ülkede hukukun üstünlüğünün yaşayıp yaşamadığını da gösterecektir.

Av. Didar GÜRSOY

Yorum bırakın