Kadın Düşmanlığında Sınır Tanımamak; 15 Ağustos 2025 Cuma Hutbesi’nde Kız Çocuklarının Miras Hakkına Gasp

Av. Didar GÜRSOY

av.didargursoy@gmail.com

15 Ağustos 2025 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığı Cuma hutbesinde, “kul hakkı” kavramı çerçevesinde kadınların miras hakkına ilişkin şu ifadeler yer aldı: “Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahi adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır.”

Bu açıklama, İslam miras hukukundaki “erkek çocuğa iki pay, kız çocuğa bir pay” anlayışına atıf yaparak, mevcut eşit miras paylaşımını öngören hukuk düzeniyle farklı bir yaklaşım ortaya koymuştur.

Mevzuat ve Anayasal Çerçeve

Anayasa m.10 – Kanun Önünde Eşitlik

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.”

Anayasa m.2 – Cumhuriyetin Nitelikleri

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Türk Medeni Kanunu m.495 – Yasal Mirasçılar

“Miras bırakanın altsoyu, miras bırakanın mirasçısı olur.”
Türk Medeni Kanunu m.496 ve devamı maddeler, altsoy mirasçılarının paylarını belirlerken cinsiyet ayrımı yapmaz.

Bu hükümler uyarınca, miras hakkı bakımından kadın ve erkek arasında herhangi bir farklılık öngörülmemekte; eşitlik ilkesi, hem Anayasa hem de Medeni Kanun düzeyinde güvence altına alınmaktadır.

Hutbede yer alan “ilahi miras ölçüsüne razı olunması gerektiği” yönündeki ifade:

  • Anayasa m.10’da güvence altına alınan kadın-erkek eşitliği ilkesine aykırı bir zihniyeti meşrulaştırma riski taşır.
  • Türk Medeni Kanunu’nun emredici hükümleri ile çelişmektedir.
  • Anayasa m.2’deki laik hukuk devleti ilkesine aykırı şekilde, kamu kurumu eliyle din kurallarına dayalı bir miras düzeni teşvik edilmektedir.

Sivil Toplum ve Hukuki Tepkiler

  • EŞİK Platformu ve GENDER Derneği, hutbeyi kadınların anayasal haklarına ve ekonomik özgürlüğüne yönelik bir saldırı olarak nitelendirmiştir.
  • Kadın örgütleri, Medeni Kanun’un kadınlara tanıdığı eşit miras hakkının tartışmaya açılmasının dahi kabul edilemez olduğunu vurgulamaktadır.
  • Hukukçular, Diyanet’in kamu kaynaklarıyla hazırlanan hutbelerde anayasal sınırlar içinde kalma zorunluluğunu hatırlatmaktadır.

 Diyanet’in Kurumsal Sorumluluğu

Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasa m.136 uyarınca faaliyet gösterir:

“Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda ve bütün siyasi görüşlerin dışında kalarak, milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”

Bu madde, Diyanet’in:

  1. Laiklik ilkesi çerçevesinde hareket etmesini,
  2. Siyasi veya ayrımcı nitelikte söylemlerden kaçınmasını,
  3. Toplumsal bütünleşmeyi zedeleyecek içerikten uzak durmasını,
    zorunlu kılar.

15 Ağustos 2025 tarihli hutbe, dini referansla kadınların miras hakkını sınırlandıran bir anlayışı meşrulaştırmaktadır. Oysa:

  • Anayasa m.10 ve Türk Medeni Kanunu, kadın-erkek eşitliğini emredici şekilde düzenler.
  • Laik hukuk sistemi, din kurallarına dayalı ayrımcılığın kamu otoritelerince teşvik edilmesine izin vermez.
  • Bu tür söylemler, kadınların mülkiyet hakkı, ekonomik özgürlüğü ve yurttaşlık statüsü açısından olumsuz etki yaratma potansiyeline sahiptir.

Hukukun üstünlüğü ve anayasal düzenin korunması adına, Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurumlarının, söylem ve faaliyetlerinde Anayasa’ya ve yasalara uygun hareket etmesi, demokratik hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Yorum bırakın

Bu web sitesi

Tüm fikirlere saygılı olmakla birlikte; bağımsız ve tarafsız bir bilgi kaynağıdır. Temel insan hakları, hayvan hakları ve doğa konuları ise kırmızı çizgimizdir.