
Av. Didar GÜRSOY
av.didargursoy@gmail.com
Türkiye’de kadın cinayetleri artık günlük hayatın kanıksanan bir parçası haline getirilmeye çalışılırken, yargı kararları çoğu zaman toplumsal vicdanda ikinci bir yaraya dönüşüyor. 21 yaşındaki Ceyda Yüksel’in, cinsel ilişki teklifini reddettiği için öldürülmesi ve bu reddin “haksız tahrik” sebebi sayılması, hukuk devleti ilkesini ve kadınların yaşam hakkını doğrudan hedef alan vahim bir örnek olarak önümüzde duruyor.
Ağustos 15, 2025

Haksız Tahrik ve Hukukun Yanlış Yorumu
Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi, failin “haksız bir fiilin meydana getirdiği şiddetli elemin etkisi altında” suç işlemesini indirim sebebi sayar. Ancak ortada haksız bir fiil yoksa bu indirimin uygulanması mümkün değildir.
Bir kadının hayır deme hakkı, en temel insan hakkıdır. Cinsel ilişkiyi reddetmek, hiçbir hukuk sisteminde “haksız fiil” olarak yorumlanamaz. Aksine, rıza dışı cinsel ilişkinin suç olduğu bir sistemde, bu tür bir red, failin lehine değil mağdurun lehine hukuki koruma doğurmalıdır.
Ceyda Yüksel kararında yapılan şey, hukukun kavramsal çerçevesini ters yüz ederek kadının iradesini suç haline getirmektir. Bu yaklaşım, kadının yaşam hakkını ve vücut dokunulmazlığını açıkça değersizleştirmektedir.
Anayasal ve Uluslararası Hukuk Açısından İhlal
• Anayasa m.17 yaşam hakkını ve kişinin vücut dokunulmazlığını güvence altına alır.
• İstanbul Sözleşmesi, her ne kadar Türkiye tarafından feshedilmiş olsa da, temel prensipleri uluslararası insan hakları hukukunun parçasıdır: kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin koruma yükümlülüğü vardır.
• Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, devletin kadınları şiddetten koruma yükümlülüğü yalnızca yasaları çıkarmakla değil, onları etkin uygulamakla da bağlantılıdır.
Bu karar, hem Anayasa’nın hem de AİHS’nin (m.2 ve m.3) doğrudan ihlalidir.
Kadınların Hayır Diyebilme Hakkı
Bir kadın “hayır” dediğinde, bunun tartışmaya açık olmadığı kabul edilmelidir. “Hayır” demek bir hak; buna rağmen saldırıya uğramak bir suçtur. Hukukun “haksız tahrik” indirimi üzerinden bu suçu hafifletmesi, aslında kadınların hayır deme hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır.
Toplumsal Sonuçlar
Her indirimli ceza, her yanlış yorum, kadın cinayetlerinin artışına zemin hazırlıyor. Mahkeme kararları, yalnızca sanığı değil, toplumdaki diğer potansiyel failleri de cesaretlendiriyor. Kadınların yaşam hakkı, indirim politikaları ile pazarlık konusu edilemez.
Sonuç: Haksız Tahrik Kadının Suçu Değil, Failin Bahaneleridir
Ceyda Yüksel davası, bize bir kez daha gösteriyor ki; yargı, kadınların yaşam hakkını ciddiyetle korumadığı sürece, bu cinayetler önlenemez. Kadının reddi hiçbir zaman “tahrik” değildir. Kadının iradesi, onuru ve yaşamı pazarlık konusu edilemez.
Bu nedenle yargı organlarının, haksız tahrik hükümlerini failin lehine genişleten değil, kadınların yaşam hakkını merkezine alan bir yorum benimsemesi zorunluluktur. Hukuk, failin değil; mağdurun yanında durmalıdır.

Yorum bırakın