
Av. Didar GÜRSOY
av.didargursoy@gmail.com
Son dönemde ülkemizin kıyı şeritlerinde “halk plajı” adı altında kamuya ait alanların fiilen özelleştirildiği, giriş ücretine bağlandığı veya belirli özel işletmelerin tekeline bırakıldığına sıkça tanık olunmaktadır. Oysa kıyılar ve sahiller, Anayasa’nın açık hükümleri gereği, tüm yurttaşların eşit ve serbestçe yararlanabileceği kamusal alanlardır. Bu nedenle plajların özelleştirilmesi, yalnızca mülkiyet ve idare hukuku açısından değil, aynı zamanda anayasal hak ve özgürlükler bakımından da ciddi bir ihlaldir.
Ağustos 27, 2025

Anayasal Çerçeve
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. maddesi açıkça şunu düzenlemektedir:
“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”
Bu hüküm uyarınca kıyılar, özel mülkiyete konu edilemez ve kamunun serbest kullanımına kapatılamaz. Devlet, kıyıların korunmasını ve halkın serbest kullanımını sağlamakla yükümlüdür.
Ayrıca Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alır. Halk plajlarının özelleştirilmesi, yalnızca kıyıya erişim hakkını değil, aynı zamanda çevre hakkını da doğrudan zedelemektedir.
Kıyı Kanunu ve Yasal Düzenlemeler
3621 sayılı Kıyı Kanunu da Anayasa’daki ilkeyi tekrar eder. Kanunun 5. maddesi şu şekildedir:
“Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest kullanımına açıktır.”
Aynı Kanun’un 6. maddesi ise kıyılarda yapılaşmayı sıkı kurallara bağlamış ve işgal yasağı getirmiştir. Buna rağmen, birçok sahil şeridinde “işletme hakkı devri” veya “turizm yatırımı” adı altında yapılan fiili özelleştirmeler, Kanun’un ruhuna ve lafzına aykırıdır.
Hak ve Özgürlükler Yönünden Değerlendirme
Plajların ücretli hale getirilmesi veya erişimin engellenmesi:
• Mülkiyet hakkı açısından kamuya ait taşınmazların özel mülkiyet gibi kullanılmasına yol açar.
• Eşitlik ilkesine aykırıdır, zira ekonomik durumu yetersiz olan yurttaşların kıyılardan yararlanmasını engeller.
• Kamu yararı ilkesini ihlal eder, zira kıyılardan yararlanma hakkı tüm yurttaşlara aittir, belirli işletmelere değil.
Halk plajlarının özelleştirilmesi veya özel işletmelerin tekeline bırakılması, Anayasa’nın 43. ve 56. maddelerine, Kıyı Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerineaykırıdır. Bu tür uygulamalar yalnızca hukuka aykırı değil, aynı zamanda toplumsal adalet ve eşitlik ilkelerine de açıkça zarar vermektedir.
Kıyılar, geçmişten bugüne milletin ortak kullanım alanı olmuştur ve öyle kalmalıdır. Devletin görevi, bu alanları korumak, erişimi güvence altına almak ve halkın kıyılardan serbestçe yararlanmasını sağlamaktır. Kıyıların “ticari meta” haline getirilmesi değil, “kamusal hak” olarak korunması anayasal bir zorunluluktur.

Yorum bırakın