Siyaset ile Hukukun Kesişim Noktası: CHP İstanbul İl Başkanlığı Kararının Anayasal Değerlendirmesi

Av. Didar GÜRSOY

av.didargursoy@gmail.com

Türkiye son günlerde, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı üzerinden gelişen hukuki ve siyasi tartışmalara kilitlendi. İl yönetiminin mahkeme kararıyla görevden alınması, ardından valilik tarafından getirilen gösteri yasakları, polis müdahaleleri, sosyal medya erişim engelleri ve başlatılan soruşturmalar, yalnızca siyasi değil, doğrudan hukuk devleti ilkesi ile ilgili soruları gündeme taşımaktadır.

Eylül 8, 2025

Bu yazıda, yaşanan gelişmeleri hem anayasal hak ve özgürlükler hem de hukuk devleti ilkesi ışığında değerlendireceğiz.

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP İstanbul İl Yönetimi’ni görevden alıp kayyum ataması, dernek ve siyasi parti içi ihtilaflarda zaman zaman başvurulan bir mekanizmadır. Hukuken mümkündür; ancak tartışma şu noktada yoğunlaşmaktadır:

• Gerekçe ve Ölçülülük: Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel haklara müdahale ancak kanunla, ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde yapılabilir. Bir siyasi partinin en büyük il örgütünün yönetimine kayyum atanması, “zorunluluk” kriterini gerçekten karşılıyor mu?

• Yargı Bağımsızlığı Algısı: Karar, teknik olarak yargısal olsa da, kamuoyunda siyasi etkilerle alındığı kanaatini güçlendirmiştir. Bu durum, Anayasa’nın 9. maddesinde güvence altına alınan bağımsız ve tarafsız yargı ilkesini tartışmaya açmaktadır.

CHP’lilerin il binası önünde yaptığı barışçıl gösteriler, Anayasa’nın 34. maddesi ile güvence altına alınmıştır.

• Valilik Yasakları: İstanbul Valiliği’nin altı ilçede gösteri yasağı ilan etmesi, kamu düzeni gerekçesine dayansa da, bu yasakların genel, belirsiz ve orantısız olması Anayasa’ya aykırılık tartışması yaratmaktadır.

• Polis Müdahaleleri: Kolluk güçlerinin sert müdahaleleri, barışçıl toplanma hakkının kullanımını fiilen imkânsız hale getirmektedir. AİHM içtihatlarında da, “ifade ve toplanma hakkı ancak istisnai hallerde sınırlanabilir” denilmektedir.

Olaylar sırasında sosyal medya platformlarına getirilen erişim engeli, Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü ile doğrudan bağlantılıdır.

• Orantılılık Sorunu: Kamu düzeni gerekçesiyle tüm platformların aynı anda kısıtlanması, ölçülülük ilkesine uygun değildir. Bu durum demokratik toplum düzeninde gereklilik şartını da tartışmalı hale getirmektedir.

• Soruşturmalar: Savcılık tarafından “provokatifpaylaşımlar” gerekçesiyle soruşturma başlatılması, ifade özgürlüğü sınırları bakımından hassas bir alana işaret etmektedir. Şiddete çağrı içermeyen, yalnızca eleştiri niteliğindeki ifadelerin cezalandırılması, hem Anayasa’ya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık teşkil eder.

Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Hukuk devleti;

• Bağımsız yargı,

• Temel hak ve özgürlüklerin güvencesi,

• İdarenin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması gibi ilkeler üzerine kuruludur.

CHP İstanbul İl Başkanlığı üzerinden yaşanan gelişmeler, bu ilkelerin ne derece işletildiğini sorgulatmaktadır. Kararların siyasi iklimden bağımsız verilmesi, özgürlüklerin ancak zorunlu ve ölçülü şekilde sınırlanması ve kamuoyunun yargıya güven duyması, bir hukuk devletinin asgari şartıdır.

CHP İstanbul İl Başkanlığı olayları, bir yandan partiler arası siyasi mücadele bağlamında görülse de, aslında çok daha derin bir hukuki tartışmayı işaret etmektedir.

• Yargı kararlarının şeffaf ve ölçülü olması,

• Gösteri ve ifade özgürlüklerinin orantısız biçimde sınırlandırılmaması,

• Hukuk devleti ilkesinin siyasi tartışmalardan bağımsız korunması,

Türkiye’de demokratik düzenin ve anayasal güvence mekanizmalarının işlerliği açısından hayati öneme sahiptir.

Hukuk devleti yalnızca anayasa metinlerinde değil, uygulamada da sınavını vermek zorundadır. Bugün yaşanan tartışmalar, bu sınavın ne kadar zorlayıcı olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Yorum bırakın

Bu web sitesi

Tüm fikirlere saygılı olmakla birlikte; bağımsız ve tarafsız bir bilgi kaynağıdır. Temel insan hakları, hayvan hakları ve doğa konuları ise kırmızı çizgimizdir.