Türkiye’de Sansürün Yükselişi: Manifest, Dijital Platformlar ve Hukuki Direniş

Av. Didar GÜRSOY

av.didargursoy@gmail.com

Son dönemde Türkiye’de sanat, dijital yayıncılık ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler artıyor. Manifest grubunun konser görüntülerine erişim engeli, yurtdışına çıkış yasağı gibi önlemler ve Netflix ile diğer dijital platformlarda yapılan müdahaleler, sansürün norm haline gelme tehlikesini gösteriyor. Aşağıda bu uygulamaların hukuki çerçevesi, güncel örnekleri ve bireylerin başvuru yolları ele alınacak.

Manifest Grubu

6 Eylül 2025’te Küçükçiftlik Park’ta yapılan Manifest konserine ait görüntüler, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellendi.

Grup üyeleri hakkında “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlarıyla soruşturma başlatıldı, ayrıca yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol ile imza yükümlülüğü konuldu.

Yasaklama, 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun 8/A maddesi (“erişimin engellenmesi”) hükmüne dayandırıldı.

 Netflix ve Diğer Dijital Platformlarda Müdahaleler / Yasaklamalar

RTÜK’ten 5 dijital platforma üst sınırdan ceza: İçerikleri kaldırıldı, gerekçe açıklandı:
·        Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), milli ve manevi değerlere aykırı içerikler nedeniyle Disney+, Prime Video, Netflix, HBO Max ve MUBI’ye üst sınırdan para cezası ve katalogdan çıkarma yaptırımı uyguladı. RTÜK, söz konusu yapımların genel ahlak ve ailenin korunması ilkelerini ihlal ettiğini bildirdi.
  • Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), dijital yayın platformlarında yer alan bazı yapımların milli ve manevi değerlere aykırı olduğu gerekçesiyle beş dijital yayın devine ağır yaptırımlar uyguladı. Disney+, Prime Video, Netflix, HBO Max ve MUBI platformlarına, söz konusu içerikler nedeniyle yüzde 3 oranında idari para cezası kesildi ve içeriklerin katalogdan çıkarılmasına karar verildi.
  • RTÜK’ten yapılan açıklamada, bu yapımların “eş cinsel ilişkileri normalleştirdiği, şiddeti estetize ettiği, müstehcen sahneler barındırdığı” ve bu yönleriyle “genel ahlak, milli değerler ve ailenin korunması” ilkeleriyle çeliştiği belirtildi.

Anayasa ve İfade / Sanat Özgürlüğü:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ifade özgürlüğünü, sanat özgürlüğünü korur (m. 26, 27). Ancak bu özgürlükler “genel ahlak, kamu düzeni, başkalarının haklarının korunması” gibi sebeplerle sınırı çizilmiş özgürlüklerdir.

Kanunilik İlkesi:

Her sınırlama, yasada açıkça öngörülmüş olmalı; keyfî olamaz. Kararların hangi somut fiillere dayandığı, ölçülülük ilkesi gözetilmiş mi, denetlenebilir olmalıdır.

RTÜK, 5651 ve 6112 Sayılı Kanunlar:

  • 5651 sayılı Kanun, internet ortamında içerik ve yer sağlayıcıların sorumluluğu, yayınların çıkarılması/erişime engellenmesi gibi hususları düzenler
    • 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, hem geleneksel televizyon yayınlarını hem de ücretli/isteğe bağlı dijital yayın hizmetlerini ilgilendiren yayın ilkeleri içerir; “genel ahlak”, “aile yapısının korunması”, “toplumsal ve kültürel değerlere aykırılık” gibi soyut kriterler bu kanunla düzenlenmiştir. Ancak bu kavramların sınırları belirsiz olduğundan uygulamada belirsizlik ve keyfiyetler doğmaktadır.

Ölçülülük ve Orantı İlkesi:

Bir içerik, doğrudan kamu düzenini ciddi biçimde bozacak ya da şiddet, nefret söylemi vs. içerecek şekildeyse sınırlama belki haklı olabilir. Ama “rahatsızlık”, “hassasiyet” ya da “toplumsal değerler” gibi geniş ve öznel kavramlarla yapılan müdahaleler çoğu zaman orantısızdır.

Yargı Denetimi ve Şeffaflık Eksikliği:

Hangi içerik hangi gerekçeyle yasaklandı, karar veren hakimlerin karar gerekçeleri kamuya açık mı, karar süreçleri tartışmaya açık mı? Bu eksiklikler, sansür alanının genişlemesine zemin hazırlıyor.

İfade ve sanat özgürlüğüne yapılan bu müdahaleler, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle çelişmektedir. “Genel ahlak”, “aile yapısı” gibi değerler, çoğulcu bir toplumda tek bir ideolojik veya siyasi kesimin normlarına indirgendiğinde baskı aracına dönüşür. Sanatın görevi sadece mevcut normları yansıtmak değil; bazen onları zorlamak, eleştirmek, provoke etmek de olabilir. Eleştirmenin, farklılıkları görünür kılmanın, sanatçının ya da yayıncının kendini sınırlandırmadan ifade etmesinin önünün kapanması; toplumun kültürel çoğulculuğunu zedeler.

Manifest vakasında görüldüğü gibi, dans ve sahne şovu üzerinden “hayasızlık”, “teşhircilik” gibi kavramlar öne sürülerek sanatçılar ve dinleyiciler cezalandırılıyor; bu, ifade özgürlüğünün resmi olarak nerede sınırlandırılabileceği sorusunu daha da önemli hale getiriyor. Dijital platformlara yapılan müdahaleler de özellikle genç jenerasyonun kültürel tüketimi, uluslararası içeriklere erişimi ve farklı kimliklerle ilişkilenme hakkını engelliyor.

Neler Yapılabilir?

İçerik yasaklamalarına ya da erişim engellemelerine maruz kalan bireyler / kurumlar için başvuru yolları:

  1. Sulh Ceza Hakimliği veya Sulh Ceza Mahkemesi kararının gözden geçirilmesi: Erişim engellme kararları verildiği zaman, kararın hangi gerekçeye, hangi delile dayandığı incelenebilir.
  2. İdari para cezaları, katalogdan çıkarma kararları vs. için RTÜK nezdinde itirazlar yapılabilir; yayıncı platformların ve içerik sahiplerinin hukuki danışmanlık alarak içerik düzenlemelerini ya da yayından kaldırılmasını değil, içeriğe müdahalenin usul ve hukuka uygunluğunu denetlemeyi talep etmeleri mümkün.
  3. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru:
    1. Türkiye’de temel hak ve özgürlükleri koruyan Anayasa’nın ilgili hükümleri (ifade özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, düşünce / sanat özgürlüğü) sınırlandırıldığı iddiasıyla başvuru yapılabilir.
    1. Ölçülülük, kanunilik ve demokratik toplum gerekleri gibi AYM içtihatlarında kabul edilmiş kriterler kullanılabilir.
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru: Eğer iç hukuk yolları tüketilmiş ve kararlar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (özellikle 10. madde – ifade özgürlüğü) ihlâline işaret ediyorsa, AİHM’ye taşınabilir.
  5. Sivil toplum kuruluşlarının davaları / kamuoyu baskısı: İfade Özgürlüğü Derneği gibi kuruluşlar ya destek sağlar ya da bireylerle ortak dava açabilir; ayrıca medya ve kamuoyu baskısı, yasaklama kararlarını görünür kılarak baskının boyutunu sınırlandırabilir.
  6. İçerik sahiplerinin sözleşmesel hakları: Sanatçılar, yapımcılar vs. telif ve yayın hakları çerçevesinde sözleşmeye dayanarak hukuki koruma talep edebilirler.

Manifest gibi vakalar, yalnızca birkaç konserin görüntülerine dair erişim engeli ya da birkaç sanatçının yurtdışına çıkış yasağı meselesi değildir: bu, bir baskı politikasıdır ve norm hâline gelme tehlikesi taşıyor. Dijital yayın platformlarına yönelik kısıtlamalar, medya düzenleyicilerinin yetkilerini genişleten kanuni düzenlemeler ve keyfi uygulamalar, ifade özgürlüğünün içini boşaltır.

Bir hukuk devleti için meşruiyet, sadece yasaların varlığına değil; yasaların birey haklarını koruyacak şekilde uygulanmasına, denetlenebilmesine ve çoğulculuğa saygı göstermesine bağlıdır. Sanat, eleştiri, farklılık, sadece tolerans gösterilecek şeyler değil; özgür toplumun yaşamsal bileşenleridir.

Yorum bırakın

Bu web sitesi

Tüm fikirlere saygılı olmakla birlikte; bağımsız ve tarafsız bir bilgi kaynağıdır. Temel insan hakları, hayvan hakları ve doğa konuları ise kırmızı çizgimizdir.