Hayvana Şiddet Suç Sayılıyor, Ama Cezası Nerede Saklanıyor?

Av. Rıza Güven TAŞTEKİN

avguventastekin@gmail.com

Vicdan var, yasa var.
Peki ya adalet?
Bu yasa, kâğıttan çıkıp adliyelere yansıyor mu ?


2021’de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerle
birlikte, hayvana şiddet artık idari para cezası olmaktan çıktı. Adli ceza gerektiren
bir suç olarak tanımlandı. Cezalar yine de caydırıcı değildi ama hiç değilse bu,
türcülükle mücadele için büyük bir kazanımdı.


Her Gün Bir Yeni Şiddet
❖ Zincirle dövülen yavru köpek, arabaya bağlanıp sürüklenen at, parkta
oynayan çocukların önünde zehirlenen kediler, diri diri doğranan eşek,
❖ Şiddet görüntüleri sosyal medyada dalga dalga yayılırken, failler çoğu
zaman ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Hatta bazıları suç işlerken,
kanunu lehine yorumlayarak ondan güç aldığını bile iddia ediyor.
Toplum bu vahşete sessiz değil. Fakat topluca hep aynı soruyu soruyoruz:
Hayvana şiddet suçsa, neden failler ceza almıyor?
Neden şiddet azalmıyor, aksine failler daha vahşileşiyor?

Yasa Ne Diyor, Adalet Ne Yapıyor?
5199 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesi şöyle der:
I. Ev hayvanını kasten öldüren: 4 aydan 3 yıla kadar hapis
II. Hayvana işkence eden: 6 aydan 3 yıla kadar hapis
III. Hayvana cinsel istismarda bulunan: 6 aydan 3 yıla kadar hapis
IV. Hayvan dövüştüren: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis + 25.000 TL – 100.000 TL
arası para cezası
Kamu görevlisiyse: Ceza yarı oranında artırılır.
Çocukların görebileceği yerde işlendiyse: Ceza ayrıca artırılır.
Peki bu maddeler nasıl işliyor.

Sorun Aslında Nerede?
● Hayvanlar mahkemede hâlâ “mağdur” olarak tanımlanmıyor.
● Baroların ve STK’ların müdahillik talepleri çoğunlukla reddediliyor.
● Alt sınırı düşük cezalar caydırıcı olmaktan ziyadesiyle uzak.
● “İyi hal” indirimleriyle failler elini kolunu sallayarak çıkabiliyor.
Kanun Var Ama Uygulama Nerede?
Kanunlar ancak uygulandığı kadar güçlüdür. Bir hayvana şiddet
uygulandığında verilen ceza, sadece bireysel vicdanı değil, toplumun adalet
duygusunu da ölçer.


Çözüm belli:
● Kanun uygulayıcıların eğitimi artırılmalı. Kolluk kuvvetleri, savcılar ve
hâkimler hayvan hakları mevzuatını sadece “bilmemeli”, içselleştirmeli ve
bu yönde eğitilmeli.

● Şikâyet mekanizmaları hızlanmalı ve çeşitlenmeli. Vatandaş
başvurduğunda karşısında “ne yapalım ki” diyen değil, yol gösteren
kurumlar bulmalı.

● Yaptırımlar caydırıcı şekilde işletilmeli. Yasalar sadece alıntılarla değil,
sokaklarda, duruşma salonlarında ve mahkeme kararlarında hayat bulmalı.

Hayvanları Savunmak, Yaşamı Savunmaktır
Her bir şiddet vakası, sadece bir hayvanı değil, toplumun vicdanını da
kanatır.
Cezasız kalan her fail, bir sonrakine cesaret verir. Bu döngü kırılmadıkça,
adalet yerini bulmaz.
Hayvana şiddeti sadece kabahat değil, bir vicdan ve ahlak suçu olarak
gören bir topluma ihtiyacımız var. Ve bu toplum, hukuk arkasında durursa,
güçlenecek

Son olarak
Hayvana şiddeti durdurmak, sadece hayvanların değil, toplumun da huzuru
için hayati bir eşiktir. Çünkü adalet, yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için
gerektiğinde anlamlıdır.

Yorum bırakın

Bu web sitesi

Tüm fikirlere saygılı olmakla birlikte; bağımsız ve tarafsız bir bilgi kaynağıdır. Temel insan hakları, hayvan hakları ve doğa konuları ise kırmızı çizgimizdir.