Bugün dövizin geldiği nokta, sadece kötü ekonomi politikalarının değil; hukukun araçsallaştırılmasının, kuvvetler ayrılığının yok sayılmasının, kurumsal çöküşün ve demokratik gerilemenin bir sonucudur.

Bugün 7 Temmuz 2025. Dolar, Türkiye tarihinde ilk kez 40 TL’yi gördü. Bu yalnızca bir ekonomik veri değildir; bu, yıllardır hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmanın, yargının bağımsızlığının örselenmesinin, temel hakların görmezden gelinmesinin, keyfî tutuklamaların ve demokratik mekanizmaların devre dışı bırakılmasının doğal sonucudur.
Ekonomi ve Hukukun Kırılmaz Bağı
Ekonomi, sadece faiz oranlarıyla, döviz rezervleriyle ya da bütçe açığıyla değil; aynı zamanda hukuk güvenliğiyle, ifade özgürlüğüyle ve bağımsız yargıyla ayakta kalır. Sermaye, öngörülebilirlik ister. Vatandaş, adalet ister. Hiçbiri yoksa para da kalmaz, umut da.
Krizin Arka Planı: Hukuksuzluk ve Keyfîlik
Son yıllarda giderek artan şekilde;
- yargının siyasallaştığı,
- keyfî tutuklamaların yaygınlaştığı,
- anayasa ve AİHM kararlarının sistematik olarak yok sayıldığı,
- ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme haklarının fiilen askıya alındığı,
- bağımsız denetim mekanizmalarının tasfiye edildiği
bir ortamda sermaye güven duymaz, yatırımcı öngörü geliştiremez, vatandaş geleceğe dair umut taşıyamaz.
Ekonomik Büyüme İçin Yeterli Olan: Güçlü Demokrasi
Ekonomik büyüme için yalnızca mali ve parasal politikalar yeterli değildir. Yatırım iklimi, yalnızca düşük faiz ya da vergi avantajıyla değil; bağımsız ve tarafsız yargı, şeffaf idare, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı demokratik bir rejim ile oluşur.
İstikrarın Temeli Adalettir
Bugün dövizin geldiği nokta, sadece kötü ekonomi politikalarının değil; hukukun araçsallaştırılmasının, kuvvetler ayrılığının yok sayılmasının, kurumsal çöküşün ve demokratik gerilemenin bir sonucudur.
Unutulmamalıdır ki, adaletin olmadığı yerde istikrar kalmaz.
Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede ekonomi kalkınmaz, toplumsal huzur tesis edilemez, yatırımcı uzun vadeli plan yapamaz.
Bu sebeple ekonomik krizi yalnızca finansal tedbirlerle değil; hukukun yeniden inşası, bağımsız yargının tesisi, anayasal düzene dönüş ve demokratik reformlarla çözmek mümkündür.
Gerçek istikrar; Merkez Bankası’nda değil, adliyelerde başlar.Çünkü bir ülkenin parası değil, hukuku ve adaleti değer kaybedince gerçek kriz başlar.

av.didargursoy@gmail.com

Yorum bırakın