
Av. Didar GÜRSOY
av.didargursoy@gmail.com
2025 yılının en sarsıcı skandallarından biri, binlerce kişinin sahte diploma ile kamuya yerleştiğinin ortaya çıkması oldu. Bu konu hak etmeyenlerin hak etmediği yere gelmelerinden çok daha geniş ve hayatımızın her alanına dokunan bir konu. Sorulması gereken gereken çok fazla soru varken ilk önce sorumluları tespit etmek gerekecektir. Gerçek sorumlular sadece sahte belgeyle başvuranlar mı, yoksa bu kişileri denetlemeyen, sistematik körlükle süreci “görmezden gelen” kamu idareleri mi?

Bireysel Suç – Kurumsal Kusur
Sahte diploma düzenlemek ve bunu kullanmak açıkça TCK kapsamında “resmî belgede sahtecilik” (m.204) ve “nitelikli dolandırıcılık” (m.158/1-f) suçunu oluşturur. Fakat bu kişilerin, neredeyse hiçbir denetime takılmadan atanması, yükselmesi ve yıllarca görev yapabilmesi, bireysel suçun ötesinde kurumsal bir çöküşe işaret etmektedir.
İdarenin en temel sorumluluğu, “hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir” bir kamu hizmeti sunmaktır. Fakat bu soruşturmalar, kamu yönetiminin liyakat ilkesinden ne kadar uzaklaştığını, sadece siyasi sadakatle atamaların yapıldığını ve denetim mekanizmalarının işlevsiz bırakıldığını gözler önüne serdi.
İdarenin Hizmet Kusuru ve Tazmin Sorumluluğu
Bu kişiler nedeniyle kamu zararına uğrayan vatandaşların, idareye karşı tam yargı davaları açması artık bir zorunluluktur. Zira Danıştay içtihatları açıktır:
“İdarenin kusurlu davranışı nedeniyle kişisel zarara uğrayan herkesin, maddi ve manevi tazminat isteme hakkı vardır.” (Bkz. Danıştay 8. Daire, E.2013/895, K.2014/1275)
Bu sahte mezunların imzaladığı ruhsatlar, verdiği eğitimler, yaptığı ameliyatlar, yazdığı bilirkişi raporları birer hukuki yok hükmündedir. O halde vatandaşın uğradığı zararları yalnızca bireye değil, bunu göz yuman ve belki de destekleyen kamu otoritesine yüklemek gerekir.
Neden Kimse İstifa Etmiyor?
Demokrasilerde sorumluluk sadece yargıya havale edilmez. Siyasi sorumluluk, bir sistemin ahlakî ve idari öz denetimidir. Fakat Türkiye’de ne bir bakan, ne bir müsteşar, ne de bu atamalardan sorumlu bürokratlar istifa etti.
Üstelik bazı sahte diplomalı kişilerin, siyasi parti referansıyla kamuya yerleştirildiği iddiaları ciddi biçimde dolaşımda. Peki bu yapının adı nedir?
Bu Skandalın Adı: Kamuya Karşı İşlenmiş Kurumsal Bir Suçtur
Bu yaşananlar münferit bir sahtekârlık değil; liyakat ilkesini rafa kaldırmış, denetimsizliği yöntem haline getirmiş, vatandaşın vergisiyle dönen kamu hizmetini bir partizan kadrolaşma aracına çeviren bir sistemin ürünüdür.
Bu sistem yalnızca anayasayı değil, vicdanı da ihlal etmektedir.
Hukuki Sonuçlar – Toplumsal Talepler
- Sahte diploma ile atananların tüm işlemleri iptal edilmelidir.
- Kamu zararı derhal tahsil edilmelidir.
- Bu süreçte sorumluluk üstlenmeyen yöneticiler hakkında idari ve cezai soruşturma başlatılmalıdır.
- Tüm kamu kadrolarında diploma denetimi yapılmalıdır.
- Kamu görevlisi alımlarında şeffaflık, liyakat ve denetime açık mekanizmalar tesis edilmelidir.
Bu yazı yalnızca hukuki bir değerlendirme değil, aynı zamanda vatandaşın kamuya olan güvenini yeniden tesis etme çağrısıdır. Hukuk; yalnızca bireyleri değil, iktidarları da denetleme cesareti gösterdiğinde adalet olur.

Yorum bırakın